Hayalet Kelimeler Bölüm 5
Kaza esnasında bütün eşyalar dağıldığı için üstümde hastane kıyafetimden başka bir kıyafet olmadığından taburcu olurken abimin beni hastaneden çıkarması beklemek zorunda kalmıştım. Sabah odama gelen hemşire güler yüzle günaydın dediğini ve halimi nasıl olduğunu sorduğunu yüz ifadesinden anlamıştım. Sesimin nasıl çıktığını bilmediğimden bir şey diyemeden öylece bakakalmıştım. Dosyama alıp okumaya başlayana kadar konuşmaya devam etti. İşitme engelli olduğumu öğrendiği satırı okuduğunu surat ifadesinden anlamıştım. Yüzüme baktığında istemsizce gülümsedim. Utandığını anladığım bir surat ifadesi ile serum, ilaçlarımı kontrol ettikten sonra odadan hızlı bir biçimde çıktı. Sanırım işitme engelli olduğumu öğrenen kişiler bana bu şekilde davranacaktı. İnsanlarla nasıl bir iletişim kuracağımı bile bilmiyordum. Dosyanın arka boş sayfasına anlatmak istediklerimi yazıp taburcu onayı verecek doktoru beklemeye başladım. Sessizlik insana sürekli bir düşünme durumuna sokuyordu. Bundan sonra hayatımda ne yapacaktım aklımda bununla ilgili aklımda hiçbir fikrim yoktu. İnsanlarla nasıl anlaşacaktım, geçimimi nasıl sağlayacaktım hayatım bundan sonra nasıl olacak soruları kafamda dönüyordu. Burnuna birden tanıdığım bir parfümün kokusu geldiği yöne çevirdiğimde Anıl’ın odama girdiğini gördüm. Bana hiçbir şey demeden sadece gözlerime baktığında ne dediğini çok iyi anlamıştım. Bana sarıldığında ağlamaya başladım. İnsan bir duyusunu kaybettiğinde diğer duyu organları daha çabuk gelişip diğerinin yerini alıp anlatılmak istenenleri anlayabiliyordu. Bana defter ile kalem uzattı. Şaşırmış bir şekilde bakakalmıştım. Hayatımın geri kalanını temiz bir sayfada devam etmem için beyaz kaplı çizgisiz bir defter almıştı bana. Sesleri duyamayacağımı bildiği için benimle nasıl iletişim kurabileceğini düşünmüştü. İlk sayfasına baktığımda mektup gibi satırlar dolusu cümleler yazmıştı:
“ Deniz,
Nasıl bir ruh halinde olduğunu tahmin edemiyorum. Dünyanın bütün seslerini duyarken birden bire derin bir sessizliğe içinde olmak insana ne gibi duygular yaşatır hissettir bilmiyorum. Bu haberi ilk aldığımda senin beni bu dünyada tek başıma bırakıp annemin yanına gittiğini düşündüm. Seninle ilgilenen doktor, durumunla ilgili bilgileri verdiğinde aklıma gelen ilk şey bu hayata karşı tek başına ayakta durmaya çalışan kendi halinde insana başına daha kötü ne gelebilir? Aklımdan bunlar geçerken karşımda olsaydın bana nasıl verebileceğini düşündüm. Her sorunu bir cevabı ve zamanı vardır. Zamanı geldiğinde öğreneceğim diye cevap verebileceğini düşündüm. Hayatındaki her şeye iyimser bir gözle bakıp annemin mektupları sayesinde her şeyi kabullendin. Artık annemin mektupları sana herhangi bir cevap veremeyecek ise Deniz, şuan ki durumuna karşı cevabın ne olacak sevgili kardeşim? “
Devamını okumak istemedim. Çünkü git gide insanın canını acıtan satırlar birer birer yüzüme çarpıyordu. Ruh halim ne yapacağımı bilmez haldeydi. Aklımda türlü sorulara cevap bulmaya çalışırken abimin bana bakan cevap bekleyen bakışları beni daha da rahatsız etmeye başlamıştı. Şuan neler hissettiğimi ben bile anlayamıyorken bunu karşımdaki insana nasıl anlatabilirdim? Deftere sadece şunu yazdım:
“ Eve gitmek istiyorum. Kendi evime…”
Yazıp uzattığımda abimin ikna olmadığını bakışlarından anlamıştım. Hızlı bir biçimde aklından geçenleri deftere yazmaya başladı. Bazen yazmak için durduğunda beni nasıl ikna edeceğini düşünecek cümleler bulmaya çalışıyor gibiydi. Ne yazarsa yazsın o eve dönmeyecektim. Hayatıma nasıl bir şekilde devam edeceğime dair düşünecek çok zamanım olacaktı. Başkasının kurduğu düzene değil kendi düzenime ve kurallarıma göre yaşacaktım. Abim defteri uzattığında yazdıklarını okumaya başladım:
“ Deniz,
Tek başıma bu halinle ne yapmayı planlıyorsun. Evimizde gerekli olan her şeyi ayarladım. Benim yanımda olmam inan senin için daha iyi olacaktır. Burada tek başına yaşamam senin için uygun görmüyorum. Tedavi için gerekli araştırmalar için birilerini görevlendirdim. Bu süreçte benimle birlikte kalmanı istiyorum.”
“ Sadece duyamıyorum. Herhangi bir fiziksel engelim yok kendi kendime bakabilirim. Hayatımı nasıl yaşayacağıma karar verecek mental sağlığım yerinde ve benim için gerçekten bu kadar zahmete girme çünkü sen de bende bu konuda eminiz ki artık duyamayacağım ve biliyorum ki duymamı sağlayacak tedaviyi bulacaksın. Şu an sadece evime gitmek ve yalnız başıma kalmak istiyorum.”
Yazdıklarımı okuduğunda beni ikna edemeyeceğini anlamıştı. Yanındaki adamına taburcu olmam için gerekli olan ne varsa yapılamasını söylediğini tahmin ediyordum. Çünkü gerekli işlemlerin yapılıp hastaneden çıkmam çok kısa sürmüştü. Kazadan geriye eşyalarımdan hiçbir şey kalmamıştı ki abimin getirdiği kıyafetleri giymiştim. Anıl bir adım önümde yürürken hastaneden çıkıp beni evime ulaştıracak araca binmeden önce etrafıma baktım. Sesler, insanın yaşadığını hissettiren bir şeymiş. Etraftaki insanların aceleci davranışlarını derin bir sessizlik içerisinde görmek, ne dediklerini anlayamamak beni derinden sarsmaya yetmişti. Kolumda hissettiğim dokunuşun olduğu yöne baktığımda abimin arabaya doğru gelmem için dokunuşundan anlamıştım. Zaman yavaşlamış gibi sakin adımlarla arabaya doğru ilerledim. Kapıyı bana açan şoföre gülümseyerek yerime oturdum. Kapıyı nasıl hızlı kapattığımda hissettiğim titreşim aceleci bir şoför olduğunu belli ediyordu. Yeni yeteneklerimi hayretler içerisinde keşfediyordum. Önceden konuşurken insanın nasıl olduğunu anlayabilirken, şimdi ise hissettiğim herhangi bir dokunuş ve titreşimden karşımdaki insanın nasıl bir insan olduğunu anlayamaya çalışıyordum.
Eve varana kadar abim sadece telefonuyla ilgilenirken, dışarıya bakıp ne yapabileceğimi düşünmeye başladım. Aklıma gelen ilk şey bir süre yalnız kalmak, kimseyle iletişim halinde olmamak, bir süre kendi halimde kalmak istiyordum. İlk önce bu sessizliğe alışmam gerekiyordu. Bu süreçte yalnız kalmak benim için daha iyi olacaktı. Defteri alıp aklımdan geçenleri yazmaya başladım:
“ Kazadan önce, kurduğum düzene devam etmek istiyorum kendi ihtiyaçlarımı bir şekilde karşılayabileceğimden eminim. Teknoloji çağında yaşıyoruz herhangi bir ihtiyacımı internet üzerinden sipariş verip evime getirtebilirim. Yanıma herhangi bir yardımcı istemiyorum. Zamanımı nasıl geçireceğim belki kitap okuyarak belki film izleyerek olabilir bilmiyorum. Herhangi bir psikoljik destek için doktora gitmek için beni zorlama, senden şimdilik kabul edebileceğim tek şey hayatıma devam ettirebilmek için bana ait olan parayı kullanmak olacak. “ noktayı koyup okuması için ona uzattım. Okuduğu vakit gördüğüm yüz ifadesi yazdıklarımı kabullenmediği belliydi. Hızlı bir biçimde yazıp defteri okuman için uzattığında eve varmama az kalmıştı:
“ Deniz,
Güçlü durmaya çalıştığını, bu durumu tek başıma yaşamak istediğini yazdıklarında anlayabiliyorum ama bu durum sıradan bir durum değil, sana destek olmamı kabul et lütfen. Tek başıma bu durumda ne kadar devam edebilirsin ki! Kendini insanlardan soyutlayıp tek başına yaşayarak mı bu durumun üstesinden geleceksin? Yanında olmak istiyorum elinin tersiyle beni geri itiyorsun. Sana destek olmak için elimden gelen her türlü imkânı sağlamaya çalışacağım bir hayat sunarken sen sadece yalnız kalmak istiyorsun. Psikolojik destek alman senin deli olduğun anlamına gelmiyor ki eğer böyle düşünüyorsan. Ne yapmamız gerektiğini yaşarak öğreneceğiz. Ve sana yol gösterecek, ne yapmam gerektiğini, nasıl bu durumla başa çıkabileceğini, insanlarla nasıl tekrardan sosyalleşebileceğini gösterecek biri olacak. Lütfen abin olarak bunu kendi hayatın için istiyorum.”
Yazdıklarından beni korumak, yalnız bırakmak istemediğini anlamıştım. Hayatımda kimseyi istemiyor yalnız kalmak istediğimi defalarca söylediğim halde ısrarla yanımda yer almak istiyordu. Kafama koyduğum bir şeyi eninde sonunda yapabileceğimi biliyor bu inadımı kırmak için elindeki bütün kozları kullanacaktı. Neden beni anlamak yerine benim yerime düşünerek hayatıma müdahale etmesini istemiyordum. Deftere ne yazmam gerektiğini düşünürken cevap bekleyen bakışlarını üzerimde hissedebiliyordum. Bana karşı olan bu korumacı tutumu anlayabiliyordum ama o da benim kazadan önce nasıl kendi irademle her kararı veriyorsam aynı şekilde devam etmesini istiyordum. Aklımdan geçen düşünceleri kalem ile yazmaya başladım:
“ Lütfen beni anlamanı istiyorum. Senden maddi anlam dışında herhangi bir destek istemiyorum. Beni çok tanıyorsun bir zorlukla karşılaşınca kendim başa çıkabileceğimi biliyorsun. Hiç bilmediğin şuan sana ifade edemediğim derin bir sessizlik içerisinde kendim başa çıkabilmek istiyorum. Eğer ki bu durumu başa çıkamazsam yardımı isteyeceğim kişi senden başkası olmayacaktır. Çünkü bu hayatta senden başka kimsem yok. “
Yazdıklarımı okuduklarında mecbur kabullenmek zorunda kalan bir ifade vardı. Evime yaklaştıkça kendimi daha iyi hissettiğimi sanıyordum. Araba oturduğum sokağa girdiğinde her şeyin yerli yerinde olduğunu hiçbir şeyin değişmediğini görmek beni bunu etmişti. Yaşadığım ev beni bu hayatta mutlu eden varlıklardan biriydi. Bu evi ilk gördüğümde ömrümün sonuna kadar bu evde yaşayabileceğimi anlamıştım. Taşındıktan kısa bir süre sonra bu evi üniversite hediyesi olarak satın alınmıştı. Apartmanların arasında kalmış küçük bir arka bahçesi olan üç katlı ahşap bir evdi. Akşamları çatı katındaki balkonunda boğaz manzarasının güzelliği akşam bulutsuz gecelerdeki gördüğüm yakamoz bu hayatta mutlu olmamı sağlayan sebeplerden biriydi. Tek başıma kurduğum bu hayatta artık bana eşlik eden sessizlikle devam edecektim. Arabadan indiğimde anahtarlar cebimde değildi. Anıl, kapıda hiçbir şey yapmadan kapıda durduğumu görünce telaşlı bir biçimde yanıma geldiğinde yedek anahtarları cebinden çıkarıp kapıyı açtı. Artık tek başıma devam etmeliydim. İçeri adım atmadan evvel abime sarıldım. Hiç bir zaman yalnız kalmayacağımı biliyordum. Abim arabaya binene kadar içeri girmedim. Araba gözden kaybolduktan sonra içeri adım attığımda bundan sonraki hayatım nasıl olacak düşünceleriyle içerisindeyken cebimde bir titreşim hissedince cebimdeki telefonu gördüğünde abimin benimle her daim iletişimde olacağını beni yalnız bırakmayacağını üstüne basa basa yazmıştı:
“Her zaman yanındayım.”
Yorumlar
Yorum Gönder